Cuma, Mart 15, 2013

Eyvallah'ımız bol olsun...

Ey (veya -iy): Evet, tabii anlamına gelir.

Vav ile kullanıldığında aynen öyle tastamam anlamını güçlendirir.

-Allah...Eyvallah....

Hakla kabul ettik, Haktandır...

Tasavvufi kültürün en latif tabirlerinden biri sayılan Eyvallah: "Her tecelli eden, madem ki Cenab-ı Hakk`ın takdiri ve muradıyladır, o halde hakla kabul ettik Eyvallah. Şu anda anlayabildiğime, yahut sonra idrak edeceğim irfana şimdiden eyvallah. Güzel çirkin diye tavsif ettiğimiz velakin hepsinde gizli ve aşikar olan hikmete, gördüğüm görmediğim esrar-ı ilahiyeye Eyvallah...

Bir kıssa anlatılır:


Eyvallahı meşhur bir derviş baba, mahallesindeki kahvehanenin önünden geçiyormuş, orada bulunanlardan biri bizim derviş babayı işaret ederek;



Bu adam var ya bu adam, başına ne gelirse gelsin ne görürse görsün eyvallah Allah`tandır deyip geçer demiş.



Kahvehaneye yeni yeni alışan çaylaklardan biri de:



Yani ben şimdi şu ensesi kalın kocaman adama bu çelimsiz halimle gidip bir tokat atsam Allah`tandır deyip eyvallah mı edecek demiş.



Ne zannettin demiş diğeri.



Adamın merakı etrafın tezahüratıyla pekişince denemeye karar vermiş. Usulcacık derviş babanın arkasına kadar yaklaşmış. Birdenbire zıplayarak dev cüssenin taşıdığı kafanın ense köküne şamarı yapıştırmış. Boyu yetmediğinden olacak elinin ayarı da bir hayli kaçmış. Tokadın sesi yankılanırken hazret hışımla arkasına dönmüş. Korkudan dizlerin bağı çözülen acemi çaylak güç bela:



Baba erenler Allah`tan Allah`tan demiş, amma tesir edeceğine ihtimal vermez ve hayatından ümid keser haldeymiş ki, baba erenler:



Korkma korkma, Hak`tan olduğunu biliyorum demiş ve



Ben, hangi yezidi musallat etti diye bakıyorum demiş.



Fıkra bir yana anlaşılan her makamın, her derecatın her derekatın kendine göre bir eyvallahı var. Ve olmalıdır da...

Hz. Mûsâ (as)’nın Hızır ile olan arkadaşlığı bu mevzuya pek güzel misal teşkil eder. Bir zata sormuşlar: “Her şeye eyvallah, peki gafilin gafletine de mi eyvallah?” Cevaben, “Gaflete eyvallahımız yoktur; fakat gafil bir kimse gördüğünde, ‘Bu, benim halim de olabilirdi; ama Cenâb-ı Hak şu an beni muhafaza etti.’ diye tefekkür edersin. Ve ibretle eyvallah dersin.” demiş. “Peki, yanlış olan şeyi nasıl düzelteceğiz?” diye sormuşlar. O zat devamla, “Kendi acizliğini hatırına getirerek karşısındakini ikna etmen daha kolay olur, sen kendi egonu aradan çıkarırsın, böylece sözünün tesiri olur.” diye cevaplamış.

Cenâb-ı Pir Mevlânâ Celaleddin-i Rumi’nin oğlu Sultan Veled, şahane bir beytinde bu güzellikleri şöyle  özetlemiş: “Bize ne irs-ı peder, ne servet ü ne cah kalmıştır. Şuûr-ı hikmete karşı bir eyvallah kalmıştır” (Bizlere babamızdan maddi bir miras, büyük bir servet ve makam kalmadı. Bizlere kalan (bunlardan çok daha kıymetli, bizleri evvelkilerin mevkiine erdiren) Hakk’ın hikmet tecellilerini eyvallahla karşılama hali kalmıştır.)

Mevlam! Sen’den gelene, gelmeyene; ne şekilde belirlemişsen kaderime, bu oyundaki biçtiğin rolüme yürekten kocaman bir

EYVALLAH......."
ALINTI
  

Pazartesi, Mart 04, 2013

Günün vaazı:)

Sanırım yaşadıklarımızla ilgili duygusallaşmak. Çok şükür nefes alıyoruz, hayattayız ve bu an'ları, şu eşsiz kainatı deneyimlemeyi nasip ediyor bize Allahım. Her gün bir ikram gerçekten ve Allah'ın birliğinden gelen herşey hayır ve iyilik aslında ancak bizler sınırlı idrakimizle, anlayışımızla, kaplarımızın aldığınca, örtülü nefs'lerimizle farklı algılıyor ve yorumluyoruz.

Derler ki Hakk her an gönüllere tecelli edermiş, yeter ki seni evde bulsun...ve o gönül kendini Hakk'ın zuhuru için temizlemiş olsun.

Allah hakkımızdaki takdirinden, hükmünden her daim memnun olmayı ve her gün nasibimize ne düşerse düşşün razı olmayı bize nasip etsin.

Ve acı ve sıkıntı olarak görünen hadiseleri "acıyı bal eyledik" diyerek karşılamayı öğretsin....

Bugün...

"Bugün: sıradışı olduğu için sıradan, sıradan olduğu için sıradışı
 
Bugünü günlerden bir gün sanıyorsun. Sıradan. Ömrünün günlerinden bir gün.
Hayır, bugün bir gün değil. Biricik. Bi'tane. Eşsiz. Benzersiz.
Dünün hatıraları ile yarının hayalleri
arasına paketlenmiş tatlı bir gün bugün. Başka hiçbir gün bu kadar zengin değil. Hem hatıralar var içinde hem ümitler. Armağan. Yokluktan çıkarılmış. Sabah sürprizi olarak getirilmiş. Tam sana göre. İçinde tanındığın bir gün. Bilindiğin. Beklendiğin. Sevildiğin. Özlendiğin. Gülebildiğin. Ağlayabildiğin. Bıkabildiğin hatta. Bir tane daha gelir
diye sıradan sanabildiğin. Biricik bilseydin gününü nasıl da telaşlı olurdun, oysa. Son günün bilseydin, ilk günün olsaydı, hakkını vermek için telaşlanır da hakkını veremezdin. Demek ki son günün ya da ilk günün sanmadığın kadar, biricik günün olduğunu unuttuğun kadar
"biricik"tir bugün. Bugün karşı tepkin nedir? Hayranlık? Minnettarlık? Hayret edebilen bir varlık olarak yapabileceğin en anlamlı  şey, hayret duygunu beslemek, büyütmek ve geliştirmektir. Bugün, evet, sadece bugün, senden böylesi adam gibi bir karşılık bekliyor. Bugün
ömrünün ilk günü. Arkasında muazzam hatıralar saklıyor, önü sıra güzel yarınlar vaad ediyor sana. Bugün, arkasında bıraktığı hatıralı günler sayesinde güzeldir. Hatıralarını paylaşanların gözünde hatırlı biri olarak var oluyorsun bugünde. Hiç hatıran olmasaydı, bugün hatırlı
olmazdı sana. Düne dair hatırladığın elemler olmasaydı, bugün, elemlerin  bitmesiyle gelen lezzeti, sıkıntıların geçmesiyle gelen huzuru sunamazdı sana. Bugün ömrünün son günü; geride bıraktığın binlerce günün acısı, hüznü, hatası sevabı, doğrusu, eğrisi seni bugünün hakkını
verebilecek kıvama getirdi. Rabbinin seni zahmete sokmadan pencerenin önüne getirdiği bugün, şimdi burada, hayretini hak ediyor, minnetini umuyor.

Sen ve bugün bu kadar olağan sayılacak kadar beraberseniz, bütün zamanları damıtan, bütün varlığı eşiğine yığan olağanüstü bir ikramdırbu.

 Hayret ki hayret!"
 

SenaiDemirci