Çarşamba, Aralık 14, 2011

Mutlak Varlık Teorisi

“…Bu teori, yaratılıştaki sırrı aramaktan doğmuştur. Gerçekte, bütün yaratılmışlar Allah’ın varlığını tanıtmak için vardır. Denizden kopan dalgalar, denizin ta kendisidir. Görünen bütün varlıklar da, Allah’ın varlığının değişik tezahürleridir. Daha zaman yokken, Allah’ın varlığı, kendi gizli âleminde yalnızdı. Bu varlık, aynı zamanda Hüsn-i Mutlak denilen mutlak bir güzellikti. Bu güzellik, kendisini görecek gözler ve sevecek gönüller istedi. Allah, aynada hayalini gören bir insan gibi yokluk ve hiçlik âlemine bakıverdi ve “Ol!” dedi. Varlıklar içinde Allah’a en yakın olan, insan oldu. Allah, kendi varlığını insanda buldu. Allah, böylece kendisini görecek ve sevecek gönülleri buldu. İnsan da, kendisinde ilahi özellikler bulunan geçici bir varlık oldu. Varlık, güzellik ve iyilik. Bunlar Allah’ın özellikleri. Hiçlik, çirkinlik ve kötülük, bunlar da Allah’ın özelliklerini bilmemize yarayan geçici özellikler. Bu özelliklerin hepsi insanda var. İnsan ancak hiçlik, çirkinlik ve kötülüğü yok ederek Allah’ın varlığına katılabilir. İnsanı kötü yapan, çirkin yapan ve yokluğa atarak Tanrı varlığından uzaklaştıran nefsi yenmek büyük bir irade ve aşk ister. Aşk, insanı Tanrı’ya ulaştıran kudretli bir araçtır. Tasavvufta, kişinin nefsini yenerek mutlak varlığa katılmasına “fenafillah” denir. Esasen bu kata ulaşmak ancak ölümden sonra mümkün olsa da, ilahi aşkın son basamağına varıp, nefsinde ve her yerde Allah’ı görebilecek hale gelenler “fenafillah”a hayatta da ulaşabilirler. Fenafillah’ın Hint kültüründeki versiyonu ise Nirvana’dır...”

Ayşe Arman’ın Konya’da Rehber Mehmet Akbulut ile söyleşisinden alıntılanmıştır (14 Aralık 2012).