1 Kasım'da İzmir'de yeni işime başladım. Uzuuun bir aradan sonra:) Artık Türkçe klavye kullanmayı da yavaş yavaş ögreniyorum. Türkiye'ye döneli iki koca yıl olmuş. Zaman su gibi akıyor geyiğine girmeyeceğim. Daha ziyade zamanı nasıl değerlendirdiğimiz önemli çünkü. Sayı değil kalite meselesi! Açık bir özeleştiri olarak zamanı çok iyi kullanamadığımı itiraf ediyorum. Uzun işsizlik ve Amerika-Türkiye geçiş dönemimde bolca dinlendim, tembelliğe varan safhada hatta. Evime taşındım, Antalya'da ablamla zaman geçirdim. Ancak ne bir kursa gittim ne de spor yaptım ki spor benim Amerika'daki yaşantımda merkeze çok yakın bir yerde dururdu ve spor için zaman yaratamayanları anlayamazdım. Türkiye'ye gelince durumun farklı olduğunu gördüm. Ülkemizde spor kültürü Amerikadaki kadar yaygın olmadığı için orada olduğu gibi neredeyse hemen her köşe başında güzel, temiz, tam techizatlı spor salonları yok. Sayı az olunca rekabetin düşmesiyle beraber iyi olan salonlar üyelik için çok para alıyorlar. Karşıyaka'da Amerikan standarlarında eli yüzü düzgün tek bir yer var: Sports International. Ancak oraya standart maaşlı biri gidemez çünkü fiyatlar oldukça kabarık. Spor salonları dışında adam gibi yoga ve pilates merkezleri de yok. Açık havada spor yapacak yerler kısıtlı ve uygun degil. Durum böyle olunca ister istemez spor yapmak için motivasyonunuz olmuyor. Benim tercihim eğer geçtiğimiz dönemde işim olsaydı mutlaka Sports'a yazılmak olurdu. Sabahın köründe ya da akşamın karanlığında tek başıma çıkıp sokaklarda, üstelik de kör karanlıkta başıma ne geleceğini düsünüp tasalanarak ya da acaba ayağım bir çukura girer de yine kırılır mı korkusuyla, koşmak ya da yürümek motivasyonum olmadığından bu benim için en iyi opsiyon olurdu. Evet ama 1.5 aydır işin var simdi mazaretin nedir derseniz: Evimin ve işimin çok uzak olması ve günümün üç saatinin yollarda geçmesi. Bu duruma bir çare düşününceye kadar biraz daha böyle devam edecek. Evde yeniden yoga yapma motivasyonumu canlandırabilirsem o zamana kadar da yogayla idare edeceğiz artık.
Yeni işim güzel ve rahat, kendisi Ankara'daki işe ve orada yaşamaya tercih edildi. Torpilli yani:) Hayat ne getirir ne götürür çok bilinmiyor o yüzden çok da fazla düşünmemek, yola çalışarak ama hayatı da kaçırmadan, arada durup soluklanmayı bilerek devam etmek lazım.
0 comments:
Post a Comment