Salı, Şubat 24, 2009

TERAPi-I

Agir yukler tasiyoruz sirtlarimizda, yureklerimizde, zihinlerimizde...Kosullanmalarin yukleri, gecmisimizin yukleri, her turlu sartlandirmalar, toplumsal dayatmalar, ailelerimizin davranis etiketleri, genellemeler, subjektif degerlendirmeler, yaftalamalar, yetistirirken yapilan hatalarin gecmeyen izleri, surekli acilan yaralar gibi, hic kapanmayan...kapandigini sandiginiz anda, oh iyilestim dediginiz zamanda hoooop yine geriye donusler...Hepimiz cok doluyuz aslinda..Biriktirmisiz herseyi, toplamisiz, sonra topladiklarimizi icsellestirmisiz, kendi iDEAL BEN'lerimizi yaratmisiz. Buyurken anneniz 'aman ne uslu demis' size, ablaniz 'aman ne yaramaz' olmus onlarin gozunde. Siz, herseyi kaydeden, muazzam duyarli ve alici bir makine olarak, annenizin gozundeki o isiltiyi, size ;aman ne uslu kizim' derken ki hayranligi yakalamissiniz hemen. Sonra ayni isiltiyi ve onaylanmayi anneniz size her 'ne akilli, ne hassas, ne caliskan, ne becerikli' dediginde de yakalar olmussunuz. Ablaniz 'asi, tembel, vasat' olarak sifatlandirildiginda annenin gozundeki isiltilar sonmus, siz basarili, uslu, uysal, caliskan, soz dinleyen oldugunuzda ise isiltilar cogalmis, aferinler bol keseden alinmis, baslar oksanmis.

Once aile, sonra akrabalar, sonra arkadaslar, sonra toplum tarafindan onaylanmak ve sevilmek icin, hep aferinleri alabilmek icin, icsellestirmeye basladiginiz listeniz yavas yavas olusmaya ve buyumeye baslamis. Dogustan getirdigimiz GERCEK BENligimizi, varligimizi, atom alti parcaciklarinin yapisinin bile aslinda bu evrendeki canli, cansiz her varliginkiyle, yani tavsan, kedi, kalem, kitap, agac vesaire ile ayni oldugu, onlarin ki gibi belli bir frekans ve dalga boyunda titrestigi ozumuzu, buyurken, yetisirken yavas yavas bir kenarilara itmeye baslamisiz. Dogustan getirdigimiz ozellikleri, yetenekleri dahi farkedilme ve onlarin potansiyelini aciga cikarma firsati bulamamisiz maalesef. GERCEK BENligimizi, bizi saran buyuk, ici bombos, tertemiz, butun sifatlardan ve etiketlerden muaf, saf enerjiyle dolu bir balon olarak dusunursek, o balonu buyurken bizlere verilen bu cesitli sifatlarla doldurmaya baslamisiz. Ve nihayetinde o balon dolmus, dolan balonda GERCEK BENliginizin ve ozunuz bir kenarlara itilmis ve yerin buyuk kismini IDEAL BENlik almis. O IDEAL BENlik her birinizin balonu icine giren, icsellestirdiginiz sifatlardan olusuyor iste ki bunun diger adi EGO. Listemiz kabarik, neler var, neler:

Cok akilli, akilli degil, cok akilli (sifatin size yukledigi agirligi daha da artiriyor ve altini ciziyor)
Cok uslu
Cok kibar
Cok dusunceli
Cok merhametli
Cok yardimsever
Cok kariyerli
Cok basarili
Cok hanimefendi
Cok saygili
Cok guzel
Cok hareketlerine dikkat eden
Cok duzgun
Cok saglikli
Cok cekici
Cok seksi
Cok agirbasli
Cok soz dinleyen
Cok becerikli
Cok yetenekli
:
:
:

Herseyin en iyisi oldugunuzu dusun bir an, hem de hayatiniz boyunca, ya da her zaman en iyi olmak zorunda oldugunuzu, bu sifatlari hep korumaya ve birini bile kaybetmemeye calistiginizi, caba sarfettiginizi dusun. Surekli kaybetme korkusu yasadiginizi....bu sebeple hic durmadan, yorulmadan surekli didindiginizi...Yeterince iyi olmadiginizi dusundugunuz, hissettiginiz ya da isittiginizde gordugunuz kabuslari, atan kalp atislarinizi, uykusuzluklarinizi, paniklemelerinizi, aglama krizlerinizi, hic susmayan, surekli konusan, takilan zihninizi dusunun bir an...Listenizde hic kotu bir sey yok, hic bir sifat olumsuza donmemis. Olumsuz hic bir sifata sahip degilsiniz. Oyle agir bir yuk tasiyorsunuz ki bir bakmissiniz vakit olmus, ezilmeye baslamissiniz, tasiyamiyorsunuz artik o agirligi...Balon o kadar genislemis ki patlamak uzere...Bu bir varolus savasi iste, hepimizin yasadigi. IDEAL BEN, EGO, surekli seni tehdit ediyor, en iyi yaptigi sey korkutmak ve korku politikasi uygulamak. Icinde bir yaratik gibi duruyor, ocu geliyor diyor surekli. Cunku bu da onun var olma savasi. Biliyor ki eger surekli kendini hatirlatmazsa, surekli tehditkar olmazsa, surekli yureklerimize basarisizlik korkusu, endiseler, kaygilar salmazsa, ipi birazcik gevsek tutarsa, tum barindirdigi sifatlar ve onlarin olusturdugu sanal kimlik yavas yavas kaybolacak ve biz bu anlamsizligin farkina varacagiz ve ona gore davranmaya, yasantimizi sekillendirmeye baslayacagiz.

Surekli korkuyoruz, sifatlarimizi kaybetmekten korkuyoruz, kaybedince onaylanmamaktan ve sevilmemekten korkuyoruz, dislanmaktan ve ise yaramaz, kotu, cirkin, basarisiz, tembel, hircin, yeteneksiz, akilsiz, dusuncesiz, hayirsiz....olarak etiketlenmekten korkuyoruz. Korkunc olan bu kendi yarattigimiz IDEAL BENligi asil benligimiz saniyor ve ona birsey olursa mahvolacagimizi ya da degersiz biri olacagimizi dusunuyoruz. Neden korktugumuzu bile bilmiyoruz aslinda. Bir an o sifatlari kaybettigimiz de bile tam olarak ne olacagini, neye donusecegimizi, nasil bir kisilik olacagimizi bilememe korkusu ve endisesi var.

Aslolan GERCEK BENligimizi bulmak tum bu korkularin ve sartlanmalarin arasinda...O hala orada, IDEAL BENlik cemberinin icinde bir yerlere itilmis ve sIkIsmIs durumda. Iste ona tekrar kavustugumuzda iyi, guzel, cirkin, cok iyi, cok basarili yok; ben bu konularda daha yetenekliyim, bunlari daha iyi yapabiliyor, bunlari o kadar iyi yapamiyor, bunlari da hic yapamiyorum var...Ya da bunlari yapmaktan hoslaniyorum, bunlari yapmaktan hoslanmiyorum var..Eger iyi yaptigim bir iste ovgu aldiysam cok havalara ucmak, mutluluktan kendini kaybetmek, ecstacy hallerine girmek yok. Evet, guzel ve iyi hissetmek ve yarari oldugunu bilmek, ve farketmek var dozunda. Ayni sekilde birseyi yapamadigimda aldigim yergi ve elestiri sebebiyle kendimi rezil gibi hissetmek, moralimi cok fazla bozmak ve kendimi acimasiz bir sekilde elestirmek, asagilamak yok. Daha iyisi icin daima cabalamak ve iyi olmadigim alanlarda kendimi gelistirmeye calismak var...

Iste GERCEK BENligimize kavustugumuzda yasadigimiz bu temelsiz korkular, kaygilar, endiseler ve takintilar yok, onlar yoklar o seviyede cunku, var olamiyorlar zaten...Biz sadece titresiyoruz evrenle uyumlu bir sekilde, herseyimiz uyumlu, zihnimiz dingin, icimiz huzurlu...Ve GERCEK BENlik ortaya ciktiginda asil sen ortaya cikiyorsun. Sen kimsin, sen hangi alanlarda yeteneklisin, neleri seviyorsun?? Hic bir ressam 'ben cok iyi olmaliyim, resimlerim herkes tarafindan begenilsin, sevilsin, takdir edilsin' diye resim yapmaz, resim yapma yetenegi GERCEK BENligiyle getirdigi, orada varolan bir yetenektir zaten ve o kisi sadece bunu yapmaktan buyuk keyif aldigi icin resim yapar. Resim onun icin varlik sebebi olur...Simdi durup dusunun Asil Ben kimim? GERCEK BENligimimi yoksa IDEAL BENimi yasiyorum?

Perşembe, Şubat 12, 2009

Sıkışık gunler...

Kosturmacadir gidiyor...Bugun Bergama'daydik, sonra Kinik..yarin gunubirlik Istanbul...sonrasi kimbilir? is amacli geziler, gerceklesmesi, bizimki gibi bir ulkede guc bir projeyi gerceklestirme cabalari, didinmeleri, uykusuzluklari, kimi zaman umutsuzlugu, cogu zaman hayalkirikliklari...burasi zor bir ulke, yeniden kafama dusen taslar, yine yeni yeniden farkindaliklar, 'ah nasil unuttum, tabi ya boyleydi' demeler, animsamalar, guclukler, guclukler...hersey zor, hersey cetrefilli, her sey arapsaci...Tanrim, bir sey mi duzgun, kuralina uygun olmaz? sen onca yil yasa yurtdisinda, alis elin ecnebisinin herseyleri kuralli, makine gibi isleyen, hatasiz, kayirmasiz, adil sistemlerine, insana verdikleri degere...sonra gel buraya yeniden uyumlanma(ma)ya calis, hem kendin icin calis, hem de genlerinde hic Turk izi, beyinsel iletisim aglarinda hic bize ozgu dusunce ve davranis kodlari tasimayan birine, ulkende iyi bir seyler yapmaya calisan didinen birine gel de bunu anlat...ya dur daha ben alismaya calisiyorum, henuz soku atlamamisim zaten, sudan cikmis baligim, agzim bir karis acik, aylak aylak dolasiyorum ortalikta... anlamsizliklara, absurdluklere anlam yuklemeye calisiyorum, Nafile..hayati, sistemi, insanlarin davranislarini daha dogrusu davranmayislarini anlamlandirmaya calisiyorum ki aksi takdirde kaybolacagim bir yerlerde, ya da carkin icinde bir yerlerde takilacagim korkusu kalbimde....ay kalbim sIkIsiyor bak yine dusundukce...en iyisi ben gidip yatayim yarin saat sabah 4'de kalkmam lazim Istanbul ucagina yetismek icin. belki yarin bizim proje icin umutlarin yeserdigi bir gun olur. kimbilir? hasbel kader yasanan bir yerlerde yarini tahmin etmek guc!

Pazar, Şubat 08, 2009

Osho der ki...

"Bu olma cabasi bir duvar olusturuyor cunku sen zaten varligini icinde tasiyorsun. Herhangi bir sey olmak zorunda degilsin, sadece kim oldugunu anla yeter. Yaratici ol dedigim zaman herkesin gidip buyuk bir ressam ya da sair olmasini soylemiyorum. Ben sadece birak hayatin bir resim/siir olsun diyorum. Bilgeligin ozu dogayla uyum icinde olmaktir. Evrenin dogal ritmiyle uyum icinde olmaktir ve ne zaman evrenin dogal ritmiyle uyum icinde olursan bir sair, bir ressam, bir muzisyen, bir dansci olursun."

Pazar, Şubat 01, 2009

Nadal is the Winner!!!

Again. He proved to be the number one player in the world, winning the Wimbledon, the French Open and now the Australian Open against Federer who is also my favorite player and played his best too. It was an amazing match! I held my breath throughout it. Nadal was like a machine. Two days ago, he played 5 hours semi-final and today's final was another 4.5 hours. He has an amazing mental and physical stamina and concentration. He is the first Spaniard who has brought the Aussie grand slam title to his country. At the ceremony, Federer could not speak since he burst into tears. The audience was applauding and cheering for him. Nadal, when it was his turn, spoke highly of Federer and praised his game. It was very emotional for both of them. Federer, even when he was crying, touched the shoulder of Nadal and Nadal put his arm behind Federer with his cup in his other hand . It was a very civilized match by two very civilized players and it was well worth watching! Congratulations to both of them.

ps. Yesterday's women's final, Serena Williams won against French Safina. It was an easy match for Serena as expected.