Salı, Aralık 30, 2008

The Bucket List

Arkadasim Sevgi'nin gectigimiz kurban bayraminda Izmir'e beni ziyarete geldiginde yazmis oldugu bir yazi. Beni de ilgilendirdigi icin burada yer vermek istiyorum. Orijinal'ine bu linkten ulasilabilir:http://www.sevgistanbul.com/Oku.asp?BlogId=6

**************

Bizim Bucket List

Tam da the Bucket List filmini izleyip Foca gibi insana hayatin ve dunyanin aslinda guzel oldugunu dusundurten bir yerde, Aralik gibi soguk olmasi gereken bir ayda acikhavada denizden taze cikmis balik keyfi yaparken biz de neden kendi listemizi yapmiyoruz dedik Seda ile. Zaten bir kac gunluk tatilin ve gunesin de etkisiyle 'sagligimiz oldugu surece bizi istediklerimizi yapmaktan ne alikoysun ki' modundaydik. Her zamanki gibi Batililar'in (Amerikalilar diye okuyabilirsiniz) herseyi yapabiliriz dusuncesiyle buyurken bizim hep engellerle bogusarak yasamaktan ogrenilmis caresizlik fikrini zihnimize kazidigimiz tespitini yenileyip 'neden kagida dokmeyelim ki o an aklimiza gelen ilk isteklerimizi' dedik. Tabii herhalde onun da benim de oyle dunyaya mal etmek istemedigimiz isteklerimiz vardir (herhalde degil,kesinlikle insan olmanin geregi olarak). Bazi seyler cidden kul ile Allah arasinda kalmali galiba, ne de olsa Allah'la olan iliskimizde 'social desirability effect' yok. Hos, asil onunla olan bagimizda maksimum derecede bir 'desirability' istegi hakim olmali.

Neyse, asagida okuyacaginiz liste onem sirasina gore falan yapilmadi. Tamamen ritmi dusuk ama keyfi yuksek bir Ege ogleden sonrasinda gunes icimize enerji verirken hazirlandi. Bakalim seneye bu vakitler ne kadarini gerceklestirmis olabilecegiz...

Iste Turk isi,bizim Bucket List:

1.Bir yaz aksami Bogaz'da teknede yavasca yol alirken fasil yapmak (mumkunse tumu sevilen ve pozitif bir grupla)
2.Sakran'da bir yaz gunu baliga cikmak (ne Sakran'i gordum,ne balik tutma hevesim oldu simdiye kadar, ama kafamda canlandirinca itiraz edebilecegim bir sey degil)
3.San Francisco'da kalip civarda 'road trip' yapmak (mumkunse burada kisken olsun).
4.Dalmacya kiyilarini gezmek
5. Bizi cok sevecek ve bize deger verecek 'partner'lar bulmak (partner lafi kulaga cok 'queer' gelse de queer olmadigimizi soylemeye gerek yok)
6. 60 yasina gelince John (Seda'nin patronu ve benim de tanidigimdan beri cok 'cool' buldugum ve en fazla 45 gosterdigi halde hayretler icinde 60inda oldugunu ogrendigim adam) gibi olmak icin duzenli spor yapmak (Seda yoga secenegini ekledi kendisi icin)
7. Datca'ya bir haftasonu gidip camur banyosu yapmak, balik ve badem yemek (bu cok spontan ve bademden cikan bir istek oldu, ama neden olmasin)
8. Kesfedilmemis bir Ege kiyi koyunde ev almak (bu da oradayken cok mumkun gelse de Istanbul'da siren sesleri ve egzos arasinda pek bir uzak geldi,ama zaten tam da o nedenle cazip).

Bu listeye sonsuz sayida ekleme olabilir, ama galiba bu kadar specific seylerin yaninda temel oge insanin kendisi icin ic huzuru saglayacak 'sey'i bulmasi ki ben gun gectikce bunun insanliga hizmet amacli sosyal islerden gectigine daha cok ikna oluyorum. Yoksa elbette guzel evler, yeme-icme-gezme herkese iyi gelir ve gerekli de. Ne var ki hep soyledigim gibi gerekli ve gecici olan her zaman yeterli olmuyor...

Yazar: sevgi Tarih: 13 Aralık 2008, Cumartesi
Yorumlar
Sema Akboga
15 Aralık 2008, Pazartesi
NY yolundayken okudum listeni biricik arkadasim...Su an su yolda tek basina olmaktan inanilmaz keyif alsam da listenizde en cok sevdigim sey altinci madde oldu..Guzel insanlarla tanismak dilegiyle diyorum ben..

Hosgeldin 2009!

Her yilbasi bir onceki yil yilbasina nasil girdigimi sorar, hatirlamaya calisirim. Hafizam cok guclu olmadigi icin "acaba neredeydim, kimleydim, ne yapiyordum?" diye sorar dururum surekli. Gecmis on yili dusundugumde hatirlayabildigim yilbasi aksamlari sunlar oldu:

*1998 Agustos'unda Amerika'ya henuz yeni ayak basmistim. Aralik ayi'nin son gunu neredeydim diye cok dusundum. O yil Amerikali, guzel, genc ve zenci olan Dona'nin evindeki bir odasini kiralamis ve onunla yasamaya baslamistim. Kadin biraz temizlik takintiliydi ama cok tatli biriydi genel olarak. Beyaz, kendinden yasca buyuk bir erkek arkadasi vardi. Benim kucuk bir odam ve kendime ait bir banyom vardi. Sevgilim o yil bana odamda muzik dinleyebilmem icin bir stereo cd calar+radio almisti. O zamanlar bu buyuk bir hediyeydi benim icin ve cok mutlu olmustum. Beni ziyarete geldiginde kucuk odamdaki buyuk yatagima uzanir, birbirimize sarilir, beraber muzik dinler, hayaller kurardik kalplerimiz delicesine atarken. Yasadigim EN MASUM ask ve sevgiydi, bir daha tekrarini yasamadigim....Dona ile beraber ilk yilbasi agacimizi kurmus ve suslemistik. Yeni yil aksami bir yerlerde, Coconut Grove semti olabilir, yemege gitmis, sonra da bir yerlerde eglenceye gitmis olmaliyiz. Dona'nin evinde yeni yila girmis olma ihtimalimiz de var. Net hatirlamiyorum tuh!!

* Millennium yili 2000'e Miami meydanlarinda girmistim cocukluk askimla, ilk erkek arkadasimla, hani bana su stereo'yu hediye eden. Bay Harbor'daydik yanilmiyorsam. Onun orada yasayan ablasi ve beni Turkiye'den ziyaret eden annem ve cok sevdigimiz, erkek arkadasimin University of Miami'den arkadasi Aysegul ve esi de bizlerleydi. Once erkek arkadasimin evinde ablasinin hazirladigi bizim de katkida bulundugumuz kallavi bir aksam yemegi yemis, sonra da kendimizi sokaklara atmistik. Her yer insan kayniyordu, her yerde muzik vardi ve herkes dansediyordu. Yeni yilin ilk saniyeleri ve dakikalarina muhtesem bir havai fisek gosterisi seyrederek girmistik. O'nu cok seviyordum ve cok heyecanliydim o aksam. Miami'nin yildizli semalari altinda kalbim kut kut atiyordu. Hey gidi gunler heyyy!!!!

* 2001 yili hafizamda silik:(( Belki de o yili hatirlamak istemememden, kimbilir?? Hah, tamam simdi hatirladim. Turkiye'de ailemle beraber gecirdigim, Amerika'da yasamaya basladiktan sonra, ilk yilbasiydi. Ablam 1999 yilinda Antalya'ya yerlesmis, su anda oturdugu evine tasinmisti. Rahmetli babaannem hala sagdi. Bizimkiler ben Amerika'dan onlari ziyarete geldigim icin cok sevincliydiler. Salonun ortasina balkondaki masamizi tasimiz, ablam ile annem guzel yemekler yapmisti. Televizyonda yilbasi programlarini seyrederek, gulerek, dans ederek, ben sahsen bol bol gobek atarak:))) yeniyila girmistim. Ma-aile gecirdigimiz son yilbasiydi. Ertesi yil babaannemi kaybettik.

* 2002 yili Noel tatili Londra ve Oxford'a gitmistim. Noel'de Avrupa kentleri inanilmaz keyifli oluyor, her yer isil isil, rengarenk, cesit cesit suslemeler, noel muzikleri (bazen bayiltircasina abartili bir sekilde calmalarina ragmen!) hediyelik esyalar, cikolatalar, sekerlemeler, noel dede suslu Starbucks kahve bardaklari, noel dede'lerin etrafinda fotograf cektirmek icin yarisan minik kalabaliklar...Yeni yildan bir kac gun once DC'ye donmus ve babaannemin 29 Aralik'taki olum haberiyle yikilmistim.

* 2003 yilinin son gunu Washington DC'nin en unlu restorantlarindan, Bill Clinton gibi Beyaz Saray oturanlarinin da mudavimi oldugu bir hint restorantinda (The Bombay Club) idim. Her masanin uzerine konan degisik boylar ve renklerdeki huni sapka+cingirak+duduk uclemelerinden biz de nasibimizi almis, komik kiliklara girmistik. O gun cocuklar gibi sendik:))

* 2004 yilinin son gunu dort basi magrur bir sofra hazirlamis, yemekler pisirmis ve butun gece beklemistim:((((

* 2005 Aralik ayinda Bruksel'deki bavullarimi toplamis ve Washington DC'ye henuz yeni donmustum. Doner donmez korkunc grip olmustum hatta. Oyle boyle degil... Yeni yil aksami ve o haftasonu cok keyifli gecmisti neyseki. Arabaya atlayip sehre 4 saat uzaklikta daglarin arasinda, enfes dogasi olan bir yerde (ismini maalesef hatirlayamiyorum su an) bed@breakfast bir yerde cok tatli bir ciftin evinde kalmis (ev sahibi kadin bana antikalarla susledigi evindeki antika bir cantayi hediye etmisti biz ayrilirken) aksam icin oradaki muzik okulunun duzenlemis oldugu yemekli/klasik muzikli yilbasi partisine katilmistik. Masamizi paylastigimiz diger Amerikalilar o kadar hos sohbet ve sicakkanliydi ki gece nasil gecti anlamadik. Soyle hos bir animiz da olmustu: O Amerikalilardan gazeteci olani bizi cok sevmis olmali ki bizim hakkimızda bize ozel bir makale yazmisti kendi gazetesinde sonraki gunlerde yayimlanan!!!!Ustelik bize de bir kopyasini gonderme zarafetini gostererek.

* 2006'nin son gunu Kanada, Nova Scotia'daydim.Evin her yeri 'Seda' agaclari dedigi kurudal+yilbasi susleri+isik kombinasyonlu agaclarla suslenmisti. Beraber gidip gercek bir cam agaci da satin almis, rengarenk bir sekilde suslemistik. O gun Halifax'a gidip cok guzel bir tiyatro seyretmis (sanirim Oliver Twist idi) sonra da bir Japon restorantinda yemek yemistik. Yemekleri onumuzde pisirmislerdi. Biz de kafamizdaki komik sapkalarla o yemekleri afiyetle yemistik. Eve dondugumuzde tekila icmis, pellet sobamizi yakmis, atesin karsisinda guzel dileklerimizle uykuya dalmistik.

* 2007'inin son gunu Maryland Bethesda'da yasayan bir arkadasimizin (Devrim) evinde yilbasi partisinde girmistik yeni yilin ilk gunlerine. Oldukca kalabalik bir gruptuk, harika yemekler hazirlamisti arkadaslarimiz. Yine kafamizda komik sapkalar ve agzimizda dudukler vardi. Eglence, samata, cocuk gurultusu, iyi dilekler, kucaklasmalar, opucukler, danslar, ickiler....hosgeldin 2008 dedik.

* 2008'in son gunleri ablamla Antalya'dayim. 4 ay once uzuuun yillar yasadigim artik neredeyse ikinci memleketim olan Amerika'dan birinci memleketime geri dondum. Gecis donemi cok kolay olmadi, ama cok da zor degildi acikcasi. Is icin Ankara'daydim 22 ve 23 Aralik. Sonra hop Antalya yaptim. Tam bir haftadir ablamin evinde tembellik/miskinlik yapiyorum. Antalya'da havalar cok soguk. Yeni yil planimiza gelince: Yarin ablamin ve benim cocukluk arkadaslarimiz, Sinem ve Didem kardesler buraya geliyorlar. Hepimiz Hillside Su'ya check in yapiyoruz ogle saatleri. Sonra versin elini fitness salonu, sauna, hamam, havuz...Dilimiz bir karis disarida halimiz kalirsa aksam icin suslenip giyinip kokteyl ve gala yemegine katilma...Sarkici Neco ve Istanbul Gelisim Orkestrasi muzik yapacakmis. Ablam IGO'nun cok iyi oldugunu soyluyor, Neco'da iyidir, ben severim. Sonrasinda da ya otelde eglenceye devam etme ya da Antalya'daki guzel gece kluplerinden birine gitme. Bakalim ben saat kaca kadar dayanabilecegim. Saat onbir gibi uykusu gelen, sigara icilen cok gurultulu ortamlardan hic hoslanmayan biri olarak...Gorecegiz..

Hepinize saglik, huzur ve mutluluk dolu herseyin gonlunuzce olacagi 2009 yili diliyorum.

Çarşamba, Aralık 17, 2008

Bostanli Pazari maceram

Bugun calismadigim bir gundu. Firsati degerlendirip Bostanli'da evimizin cok yakinda kurulan pazara gideyim dedim. Neden bilmiyorum, pazarlardan hep cok keyif almisimdir. Bu sebeple gittigim ve yasadigim her ulkede pazar buldum. Bruksel'de Fas'lilarin kurdugu pazar, Washington ve Miami'de Latinlerin, Italyanlarin pazarlari vesaire...Bugun de gittigimde her zamanki gibi cok mutlu oldum. Mis gibi kokular, kalabaliklar, renkler, elbiseler, coraplar, pijamalar, yumurtalar, tavuklar (onlara cok uzuluyorum), otlar...hersey var. Yikanmis, yikanmamis elimi attigim herseyin, tabi izin alarak, tadina bakiyor, elliyor, dokunuyor, cok da zevk aliyorum sifir hijyen olmasina aldirmadan. Bugun yiyecek olarak nar, kabuklu ceviz, tatli lor, tuzsuz kelle:) keci peyniri, domates, brokoli ve kebaplik kestane aldim. Giyecek olarak beyaz tuylu bir sal, iki uzun kollu t-shirt, uc adet yun fanila, uc adet normal/dikissiz/organik fanila. Eve gelir gelmez bir portakal ve iki mandalina soydum kendime. Uzerine de pazardan yeni aldigim cevizlerden kirip kirip yedim. ohhh afiyet olsun bana:)

Irakli gazeteciyle ortak yanim

Bush'un kafasina ayakkabi firlatan Irakli gazeteciyi yurekten tebrik ediyorum. Keske isabet ettirseydi...hepimizin yapmak istedigi bir seyi yapti. Adami giderayak rezil etti.

Benim de kafam bir acayip calisiyor galiba. Ben de hep boyle ciddi toplantilarda sunu dusunmusumdur: simdi cikip bagirip cagirsam, kahkaha atsam ya da birinin uzerine atlasam nasil bir sansasyon olur? herkes ciddi ciddi ve sessiz sessiz dinlerken bana batar bir sekilde o agir hava ve o ortami bozacak, agirligi kaldiracak nasil bir cikis yapilabilir diye dusunurum. Demek ki bunu dusunen tek ben degilmisim:)))

Salı, Aralık 16, 2008

Havalar Sahane...

Gecirdigim en guzel kis mevsimi Izmir'de geciyor. Havalar oyle guzel, iliman, gunesli ki iyi ki Ege'de yasiyorum, iyi ki donmusum diyorum sirf bu sebepten:) Simdilik Karsiyaka'da annemlerin yaninda ikamet ediyorum. Ofisi de Karsiyaka'ya tasidik bugun itibariyle. Keyfime diyecek yok. Her zaman evden ise yuruyerek ya da en azindan bisitletle gitmeyi hayal etmistim. Simdi artik ikisini de yapabilirim. Allah'im sana cok sukurler olsun.

Bayramda arkadasim Sevgi geldi Ankara'dan. Izmir'de yasamanin nimetleri: Urla, Cesme, Alacati, Eski Foca yaptik. Guzel havanin ve her yere yakin olmanin tadini cikardik. Balik yedik, katmer yedik, guzel, sirin, kucuk cafe'lerde damlasakizli kahveler icip kurabiyeler yedik, gulduk, eglendik, gunes aldik bol bol. Cok keyifliydi. Yasasin Ege, yasasin Izmir, yasasin Karsiyaka!!!

Salı, Aralık 09, 2008

Bir kurban bayrami daha boyle geciyor...

Cok uzun zaman oldu yazmayali. Tembellikten, stresten, yeni is ve yeni bir hayatin sorumluluklari ve sorunlarindan zaman yaratamadim, yaratmak istemedim belki de yazi yazmak ve guncellemek icin blogumu. belki de yazmaya deger birsey bulamadim, ya da bazilarini yazmak istemedim. icimde tutmak ve kimseye soylememek istedim. cabaladim, bunaldim son donemde. su an nasilim? eh iste... icinde bulundugum ani yasiyorum. yazacak gucum yok yine. o yuzden kopya cekicem, hazira konucam. Iste beni Ankaradan bugun ziyarete gelen Istanbullu ama Washington DC de kader birligi yaptigimiz arkadasim Sevgi'nin bugune dair izlenimleri. Herkese iyi bayramlar..