Salı, Ekim 14, 2008

Alacati, harika bir konser, depresif bir Turk filmi...

Gezdim: Alacati gormeyeli, gitmeyeli cok degismis, cok keyifli bir yer olmus. Cocukluk arkadaslarim, onlarin bir arkadasi ve ablam hep beraber gittik. Alacati sokaklari yurumek icin cok keyifli. Bir suru kucuk, sirin dukkan ve sahane tas evler var. Varir varmaz once Kose Kahve'nin muhtesem damla sakizli kurabiyelerinden yiyip naneli limonatalarindan ictik. Sonrasinda antikacilar carsisini ve taki-incik-boncuk carsisini soyle bir dolastik. Epi topu bir avuc yer zaten Alacati. Daha yedigimiz kurabiyeleri eritmeden Lavanta Restorant'a aksam yemegi icin oturmus siparislerimizi veriyorduk! Lavanta'nin mudavimleri olan arkadaslarim kadayifli karides siparisi verdiler hepimiz icin, ki muhtesemdi, parmaklarimizi yedik! Bir sise de Terra'nin Merlot'sundan ismarladik. Guzel muzikler esliginde aksam yemegimizi yedik. Yemekten sonra Cesme'ye ugradik ve oranin unlu Rumeli pastanesinin meshur sakizli dondurmasindan yiyip (Turkiye'de ilk sakizli dondurmayi 1970 yilinda buranin sahibi Selanikli Osman Bey yapmis. Ellerine saglik Osman Usta!), kuyumcudaki taki kutularina benzer kutularin icinde satilan damla sakizlarindan satin aldik (daha sonra sakizli muhallebi yapmak icin evlerimizde:)) Laf aramizda ben cok leziz sakizli muhallebi yaparim). Izmir'e vardigimizda gece yarisiydi. Izmir'e bu kadar yakin boylesi guzel yerlerin olmasi ne kadar dogru bir tercih yaptigimi yeniden hissettirdi bana o aksam.

p.s. fotolari henuz yukleyemedigim icin su an koyamiyorum:(( useniyorum da sanirim biraz.

p.s.2. Bu Persembe Atolye Lavanta'nin "Ev Yapimi Ekmekler" kursuna gidiyoruz. Yuppiii...Pazar sabahlari kacmaz benden artik brioche'lar, yedi tahilli ekmekler! Kim geliyor pazar gunu brunch'a? :-))

Dinledim: Izmir Fuar Acikhava'da Goran Bregovic muhtesem bir konser verdi. Bosna-Hersek Turkiye macindan bir gun once olmasi acaba ozel olarak mi denk getirilmisti bilmem ama konser tek kelimeyle Muh-Te-Sem-Di!!! Fuar Acik Havaya geldigimizde konser salonunun disarisinda izdiham vardi. Bizim davetiyelerimiz olmasina ragmen can guvenligimizi tehlikeye atarak kalabaligi yarmak zorunda kaldik ve tek parca halinde iceri girmeyi basardik. Goran beyaz takim elbisesiyle sahneye cikti 10 kisilik ekibiyle. Birlikte sarkilari soyledigi muthis yetenekli genc bir solist vardi hemen yaninda. Ayakta onlara eslik eden yerel giysileri icerisinde iki Bulgar kadin ve arkada uflemelilerde usta 6 virtuoz. Guzel bir Izmir aksami, yildizlarin altinda, o guzelim sicacik Balkan muziklerini muthis vokallerle ve enstrumanlarla dinlemek ne kadar keyifliydi, sozcukler yetersiz kalir anlatmak icin. Konser bitiminde cok alkis alan Goran (bu arada konser sirasinda da iceriye giremeyen kisiler disarida izdiham yaratmaya devam etmislerdi) bis yapmak zorunda kaldi. Tabi konser boyunca surekli viskisini yudumlayan Goran (Allah'tan arkadasim durbununu getirmisti. O sayede Goran'in ve yanindaki solistin mimik ve el hareketlerini gozlemleyip, Goran'in viski ictigini farketmemiz mumkun oldu) konser sonuna dogru iyice keyiflendigi icin hayatinin en uzun bis'ini yapti herhalde. Uc parca soyledi bizlerin de aralarda katildigi. Oyle keyifliydi ki bir ara ayaga kalkti ve: I will drink and sing for you diyerek costukca costu adam. Ama ne cosmak!!! Bizler icin onu oyle extradan uzun dinlemek tabi super oldu. Yasasin Viski, Yasasin Icki demeden edemiyorum:)

Seyrettim: Annemle beraber, dun, yonetmenligini Erden Kiral'in yaptigi, Nurgul Yesilcay'in son filmi "Vicdan"i seyrettik. Annemi ben kandirdim "hadi gidiyoruz film seyretmeye" diye. Filmin konusunu bilmiyordum, filmdeki iki kadinin yakinlasmasi disinda. Eger iyi bir ruh halinde degilseniz filmi seyretmekten kacinin derim. Oldukca karanlik, insanin icini sikan, huzunlendiren, zaman zaman gozlerini dolduran bir film. Hele bir sahne var ki orada genc oyuncu Tulin Ozen Oscar'i hak ediyor diyebilirim. Simdi hangi sahne oldugunu soylersem filmi seyredecekler icin hic iyi olmaz. Siz filmi seyrettiginizde zaten hangi sahne oldugunu bileceksiniz. Iste o sahne sinemadan ciktiktan sonra uzun sure aklimdan gitmedi. Toplam 10 saniye belki ama yarattigi etki saatler boyu. Filmde yazilip cizildigi gibi acik acik lezbiyen bir iliski yok. Yonetmen tamamen onu seyircinin hayalgucune birakmis. Evet iki kadin yakinlasiyor ama Turkiye'deki pek cok kadinin yakinlasmasina benzer bir yakinlasma bence bu (Cogu kadin ulkemizde ayni yatakta uyumakta, birbirlerine sarilip birbirlerini sapir supur opmekte, orasini burasini sIkIstirmakta, birbirlerinin kiyafetlerini giyip birbirlerine makyaj yapmakta bir sakinca gormez. Bu cok dogal karsilanir. Hatta kadin-erkek degil de kadin kadina dans eden ciftler goruruzgenelde dugun derneklerde. Ha simdi bu Amerika'da olsaydi o zaman kesin lezbiyen etiketini yapistirabilirdik cunku onlarin toplumunda birakin kadinlar arasindayi insanlar genelde bu kadar samimi ve paylasimci degil) Ben ikisinin yakinlasmasini cocukluk arkadaslari olmasina ve icerisinden gectikleri zor donemlerde birbirlerine yakinlasma ihtiyaclari olmasina bagladim. Ama tabi bu benim yorumum. Sizin yorumunuz ne olur bilemem.

Filmden bir kac not:

Film Izmir'de cekilmis. Yari gercek hikayeye yari da Hasan Ozkilic'in iki oykusune dayaniyor. Film dogaclama cekilmis!! Erkek basrolde "Mutluluk" filmindeki roluyle Altin Portakal odulunu alan Murat Han oynuyor. Super bir oyunculuk sergilemis. Filmdeki uc basrol oyuncusu, Murat Han, Nurgul Yesilcay ve Tulin Ozen, bu yil Altin Portakal'da aday gosterildi.

Cumartesi, Ekim 11, 2008

Bir caresizlik oykusu, based on a true story!!!

Bir gun bir kiz Amerika'dan doner, esyalarini, ayrilmak uzere oldugu sehirden ayarladigi bir nakliye sirketi ile herseyi kuralina uygun bir sekilde gemiye yukler. Parasi verilir, makbuzu alinir, sigortasi yapilir. 'Ecnebi' nakliyeciler cok profesyonel, hersey oylesine kitabina uygundur ki! Ve hersey o kadar tikir tikir isler, cunku herseyde bir duzen, bir kural, profesyonellik ve insana saygi vardir. Kiz anli sanli ulkesine doner. Esyalari da onu takip eder, 6 hafta sonra yasayacagi sehrin limanina varir. Liman islerini halleden, dokumanlari ayarlayan ozel deniz tasimacilik sirketi, oncesinde kizi gayet guzel, etap etap yonlendirir. Yine paralar verilir, makbuz kesilir. Sonrasinda kiza limandaki yolcu bekleme salonuna gitmesi ve oradan esyasinin icinde bulundugu Container'in bulundugu ambara gorevliler tarafindan yonlendirilecegi soylenir. Aslinda onlar da gayet iyi bilir bu asamadan sonra neler olacagini ama kimse kiza soyleyemez. Nasil soylenir ki??? Bir cuma gunu liman yolcu salonu ve ambar arasindaki gidis gelislerle gecen 6 saatlik surede su dialoglar yasanir:

(Liman salonu - passenger terminal- tam bir turist avlama alanidir. Binanin icinde bir suru turistik ivir zivir satan dukkan ve her bir dukkanin onunde de cesitli boyutlarda insan ayilari vardir, seni ve digerlerini ham yapmaya hazir. Gumruk islerinin 'kitabina uygun' halloldugu oda binanin en uc kisminda tuvaletin yanindadir. Tabi ki kizin ulkesinde maalesef tuvaletler duzenli ve guzel bir sekilde temizlenmedigi icin kokar. Bu sebeple kizin ve babasinin neredeyse tum gununu gecirecegi islem salonu tuvalet kokusuyla daha bir agirlasip tiksindirici bir vaziyette insanin uzerine coreklenir. Bu arada kiz hayatinda hic bir devlet dairesinde bu kadar asik suratli, mutsuz, yuzleri ve Ruhlari kararmis memuru bir arada gormemistir. Hepsi birbirinden nemrut, hepsi na-memnun! Hepsi isini zorlastirmak ve senden intikam almak icin pusuya yatmis canavar sanki)

K: Iyi gunler. Esyalarim limana vardi. Cikis islemlerimi yaptirmak istiyorum.

Sanki yillardir orada fosillesmis gibi duran, oturdugu derme catma sandalye ile ozdeslesmis biyikli-gobekli-asik suratli memur kaslarini kaldir ve sorar:

M: Nereden geliyorsun?

K: Amerika'dan

Tam o sirada islemlerini yaptirmaya calisan siradan bir vatandas atlar soze:

V: Siz mumkun degil bunlari kendi basiniza yapamazsiniz.

K: Niye yapamaz misim? Bal gibi yaparim (kiz sinirlenir)

V: Yapamazsiniz cunku dilekce yazmaniz, beyanname doldurmaniz gerek. Bunlarin bilgisayardan ciktilarinin alinmasi gerek. Ben 20 yildir buraya geliyorum bu isler icin. Ben bile hala bunlari tek basima yapamam.

K: Ya neden yapamayacakmisim? Pardon siz kimsiniz de bana akil veriyor, yapip yapamacagimin hukmunu veriyorsunuz? (Kiz fosil memura biraz daha yanasir. Konusmayi isiten memur vatandasinin soylediklerini hakli cikarircasina kizin yuzune bakmadan ve neyi nasil yapacagini soylemeden bir dolu bullshit belge ister, "hadi git yap bunlari da goreyim seni, sikar biraz" der gibi adeta. Kizin sordugu birkac soruya da cevap vermeye tenezzul etmez.)

O arada kizin babasi leb demeden leblebiyi anlamistir. Ve kizinin inadini kirmaya ugrasmaktadir ki isleri limanin en yogun gunlerinden biri olan cuma gununde sorunsuz hallolsun. Anlasilan sudur ki Gumruk denen pislik cukurunda sistem insanlarin islerini kendi basina yapmasina, birey istese bile, izin vermiyordur. Illa ki 'komisyoncu' adi altinda aracilar olmak zorundadir ki onlar sistemin carpikligindan surekli nemalanabilsinler. Sistem kokusmus, sistem carpik skoda bacak olmustur. Insanlarin islerini duzenli bir sekilde, kolaycacik, aracisiz, kurallarina uygun yapmasina izin verilmez. Illa ki birileri birilerine para yedirmek zorunda birakilir. Rusvet verilir bu ulkede, hem de acik acik, goz gore gore, hem de kimse rahatsiz olmadan, herkesin kaniksadigi bir sekilde. Kizin adeta kani donar, bogazi dugumlenir, yuregi daralir kesif idrar kokan, bu 'cifte kavrulmus' kokusmus gumruk salonunda. Care arar, bulamaz. Mudure mi gitse acaba? Onunla konusup belki durumu anlatinca bu isi olmasi gerektigi gibi hakkiyla hukukuyla yapabilir belki. Mudure ulasmak ne mumkun!!! Hic bir cikis yolu yoktur, konusacagi, derdini anlatacagi tek bir 'duzgun' insan evladi bulamaz. Her yer yiyici dolu. Eli mahkum orada bulmak zorunda kaldigi, bulmak zorunda birakildigi, igrenc bir yiyici-yolucu ile bu isleri 'usulune uygun' yapmak zorundadir. Aksi takdirde esyalarini uzun bir sure goremeyecektir. Nasil bir sistemdir bu? Alt tarafi basit bir tukenmez kalem ile beyaz bir A4 sayfa uzerine esya beyani yapilir ve yine beyaz bir A4 sayfa uzerine esyalarin limana geldigine dair ve hemen alinmasi icin iki satirlik bir dilekce yazilip imzalanir, sonra da basit bir form doldurulur. Tum islem bu!!!Sonrasinda danisikli doguscu, yine sistemden nemalanan bir memur, koskoca devletin memuru, esyalarin muayenesi icin ambara gelir, daha dogrusu binbir rica getirilir araci tarafindan. Araci ile aralarinda ciddi bir ittifak soz konusudur. Zaten surekli, iki lafin arasi goz kirparlar birbirlerine. Sanirim goz kirpma burada yaygin bir haberlesme teknigidir. Kiz gorduklerine, duyduklarina inanamamaktadir. Tam bir kultur sokudur bu! Sunu da soylemeden gecmeyelim: limanin icinde esyanizin geldigi ambari bulmaniz mumkun degildir. Denerseniz labirentin icindeki denek fareleri gibi kaybolursunuz. Cunku sizin ambara tek basiniza gidebileceginiz sekilde duzenlenmemistir hic birsey. Hersey de bir duzensizlik ve kaos hakimdir. Araci-yiyici-yolucu, kizi, kendi yaverinin pesine takar ve kiz ve babasi ambari ancak o sekilde bulabilirler. Ve saatler suren bekleyisten sonra, - cunku o arada devletin memuru cuma namazina gidip gelmek icin sizi iki saat gibi bir sure bekletmeyi sorun olarak gormemis, sonrasinda da aslinda gorev tanimi icerisinde olan bir islemi yapmak icin bile binbir rica uzerine geldiginden oturu bir bucuk saat daha sizi bekletmis- keyfi gelen memur esyalarinizi 'muayene' etmek icin bulundugunuz ambara gelir:

M: Siz nereden geliyorsunuz?

K: Amerika'dan.

M: Ne is yaparsiniz?

K:.....

M: Neler var bu kolilerin icinde? Elektronik esyaniz var mi? Ben soylemeden soylerseniz iyi olur. Yoksa....

K: Mal beyan belgemde belirttigim seyler var. Cogu kitap olmak uzere, kiyafet, ayakkabi, ev esyasi, bir kac parca mutfak ve banyo esyasi. Isterseniz acip bakabilirsiniz.

M: Sizin ne yapip yapamayacagimi soylemenize gerek yok. Ben zaten hepsini acma yetkisine sahibim. (Yardimcisina kizin ozenle bantladigi kolilerin ve valizlerin hepsinin acilmasi icin talimat verir. Kutular acilir, hersey didiklenir. Ozellikle cok sayidaki kitap kolileri memurun ilgisini ceker. Aksi gibi elini attigi ilk kitap Ertugrul Alatli'nin "Mudahale: 12 Mart 1971-12 Eylul 1980" adli kitabidir)

M: Bu kitaplar yasakli mi? Siz yasakli kitap mi okuyorsunuz? Sizin ogreniminiz ne uzerine?

K: (tam bir saskinlik icerisinde ne cevap verecegini bilemez) Hayir, kesinlikle hic biri yasakli degil. Hepsi kultur bakanliginin kitaplari. Siyaset Bilimi okudum o yuzden cok fazla siyasi icerikli kitabim var. Hepsine bakabilirsiniz (ooff yine yanlis laf ettigini anlar kiz hemen. Ortam iyice gerilmistir)

Hersey didiklenir, tiftiklenir. Kiz, uzerinde etiketi duran yeni aldigi elbiselere, ayakkabilara kadar sorgulanir. Utanc icerisinde izler olup bitenleri. Herseyi sacilip dokulmustur. En ozel'lerine (6 adam vardir kutularin basinda) bile bakilmistir. (Gelmeden once kutuya sikistirdigi tampax! paketlerine kadar)

M: Sizden az biraz gumruk vergisi alicam. (Araciya bakar, yine goz kirparlar birbirlerine) 300 YTL gosterelim kagit uzerinde ama sizden 60 YTL alalim. Uygun mudur? (Once kiza bakar, -acaba pazarlik yapmasini mi bekler kizin bu asamada - sonra da araciya. Aracidan onay alinir!)

Kabusun bilmem kacinci ayagi da atlatilmistir. Kizin babasi kolileri yeniden bantlamaya calisirken kiz cikis belgelerini tamamlamak icin araci-yiyici-yolucu'nun yaveri ile oradan oraya kosturur. Sinirleri bozuk, bitap, dokunsan aglayacak bicimde... Kendisini alcalmis, alcaltilmis, kucuk dusurulmus hisseder. Kahretsin der icten ice, kahretsin!!! Cikis belgelerinin bilmem kacincisini imzalayacak baska bir biyikli-gobekli-saci sakali simsiyah boyali devletin memuruna gonlunden ne koparsa vermesi istenir! Bu kadari da cok fazla midir acaba bunca anlamsizligin, kumpasin, dalaverenin icerisinde?!! Adam imzalamazsa esyalar limanda bir sure bekleyecektir ve akibeti ne olur bilinmeyecektir. Kiz perisan durumdadir. Gunun bitmesini ve bir an once eve gidip, saatlerce dus alip, bu igrencligin tum pisligini, yapiskanligini, kokusunu uzerinden sabunlayip arindiktan sonra 'bu bir ruyaymis' demeyi istemektedir. Muayeneden gecmis, cikis kagitlari tamamlanmis esyalarini limandan fiziksel olarak bir aracla cikarmasi icin geri kalan islemleri yapar, yaptirilir. Bir araba ayarlanir, esyalar bir cuma ogleden sonrasi 'sag salim' cikarilir. Kiz dualar eder bu cehennemden tek parca cikmayi basarabildikleri icin. Cantasini acar, icinden bir makbuz cikarir. O gun aldigi tek 'yasal' makbuzdur 60 YTL tutarinda, damga vergisi ve pullari icin kesildigini gosteren. Halbuki o gun kizin harcadigi para 400 YTL'dir!!! (Limandaki tasimacilik islemlerini yuruten sirkete verilen parayla beraber 800 YTL'yi bulmustur bu tutar) Ve bu bir kisinin cebinden 'ucurulan' miktardir. Her gun, o kiz gibi, esyasini cikarmak icin ugrasan yuzlerce, hatta binlerce insan bu drami ve caresizlik hissini yasayarak so-yul-mak-ta-dir!

Paylasmak istedim

Veda mektubum uzerine arkadaslarimdan gelen emailler o kadar guzeldi ki burada birkacini paylasmak istedim. Silemedim, silmek istedim posta kutumdan. Elim varmadi. Hepimiz aslinda cevremizdeki insanlarin hayatlari uzerinde nasilda etkiler birakiyoruz cogu zaman farkinda olmayarak! Bana ayna tuttugunuz, yansimalarimi gormemi sagladiginiz cok tesekkur ederim tekrardan.

------



"Bir cografyayi birakmak uzere iken, askin mutlulugunu ve kanatan acisini ilk kez tattigim bu kenti, buyulenip buyuyemedigim bu yeri birakip gitmeme gunler kala icine dustugum duygu anaforu sozcuklerinle sesini buldu. Veda etmemeyi ogrenecek kadar cok veda ettim..Bu bir veda degil..Gozlerindeki isilti icin tesekkurler, sesindeki cosku icin tesekkurler, kalbindeki dinginlik, sozcuklerindeki bilgelik ve aski en az beklerken kalbimde kesisen yollarimizla acilan yepyeni sayfa..Herbiri icin sonsuz kere tesekkurler..Sen olmasan eksik kalirdi hikayem..Sana yolculuk armaganim herkesle paylasilacak cinsten degil..Dilerim seversin. Yolun acik olsun guzel dostum." Gonul

"...... forward etmisti mesaji da buyuk bir huzun coktu uzerime. Ne yazacagimi bilemedim. Ama haklisin, bu zamani iyi hatiralari kalicilastirmak icin kullanmaliyiz. Soylemek icin daha once firsatim olmamisti (belki de zaten birlikte olacagimizi farkinda olmadan varsaydigim icin): Seni tanidigim icin cok sansliyim Seda. Her zaman sana bakip insanin kendini her adiminda nasil tanimladigini ve iyilestirdigini goruyorum. Hayatin diledigin herseyi sana fazlasiyla sunmasi dileklerimle. Opuyorum." Anil

"First of all, wanted to tell you that the bookcase looks beautifully in R.'s room. I love it! The best thing about it is that it will remind me of you...Your departure makes me so sad...We havent been much in touch lately, and our lives evolved in different directions but despite all that, I feel very close to you. You are an integral part of some of the most beautiful, happy and painful days of my life..We were so young, so innocent and so full of hope. I want to wish you to keep that beautiful spirit always...I am certain that what awaits you is many many happy and exciting developments. Most importantly, life here in Washington both prepared you to be able to enjoy and appreciate your life in Turkey and made you stronger to face whatever difficulties you may encounter. I wish you to always remain true to yourself and be happy...I want to see you before you leave, ok? I was thinking of spending an evening with you both. Let me know!" Alla


"donusunun bu kadar yakin olmasi reality nin sink in etmesine sebep oldu (bu arada berbat bir cumle oldu!). Icten ice son anda fikrini degistirip kalmani umid ediyordum. Guzel e-mail ini okurken birlikte cok fazla zaman gecirmedigimiz halde bir burukluk hissettim. Umarim bu yeni chapter sana istedigin ve hak ettigin butun guzellikleri getirir. Her ne kadar geride kalanlar icin bu degisiklik huzunlu olsa da hic suphem yok ki, senin icin yenileyici ve heyecanli bir gecis olacak. Hey, ayrica her zaman geri gelme olasiligi da var. Eger kalan zamaninda bize bir aksam cayina gelmek icin vakit ayirirsan cok memnun oluruz, eger olmazsa da canin sagolsun. Sana E.'nin resmi ile sevgilerimizi gonderiyoruz. Hersey gonlunce olsun, opuyorum." Sermin

"We will miss you. I wish you all the best in the next chapter of your life. With warm regards."Mort

"Seni ugurlamak zor olacak :-( Ama dedigin gibi, ayriliklar olmasaydi, kavusmalarin anlami azalirdi. Ben her iste bir hayir ve herseyin bir sebebi olduguna cok inaniyorum, yeter ki saglik olsun... Dilerim gonlunce yasayacagin, heyecan ve sans dolu coook mutlu gunler seni bekliyordur." Cigdem

"emailini okudum ve duygulandim..demek washington portakali kofte memleketine geri donuyor..hayirlisi olsun..walla sasirdim ama her iste bir hayir vardir..dur bakalim orda ne maceralar bekliyor seni:)) ben geldigimde washingtonda cok guzel agarlamistin..ne guzel olmustu onca seneden sonra gorusmek...evini bana actigin, dut yedirdigin, gezdirdigin icin cok tesekkur ederim..cok iyi vakit gecirmistim..herseyin hayirlisi, Yolun acik olsun." Seza

"Yolculuk vakti geldi, demek ki. Guzel veda mesajin icin cok tesekkur ederim. Seninle tanistigim icin kendimi mutlu sayiyorum. Yillarca bize yaptigin yardimlari ve sagladigin destegi her zaman hatirlayacagim. Umarim onumuzdeki dönemde hersey istedigin gibi olur ve bu kez kalici olmak uzere yine Atlantik'in bu tarafina gelirsin. Gidinceye kadar gorusemezsek, sana iyi yolculuklar. Buradan bir istegin olursa her zaman beklerim. Haberlesmek dilegiyle, sevgiler." Taclan

"Best of luck for your future. You will be missed. Hope we can stay in touch. Best." Mark P.

"Well said and written. Iyi yolculuklar, iyi sanslar. Senin yerinde olmak isteyen binlerce insan vardir eminimki. Dunyanin en guzel ulkelerinden birine donuyorsun. Genc ve guzelsin, saglam bir mesleki tecrube ve kuvvetli bir egitimin var. Keyfini cikar. Everything happens for a reason." Lale

"Ne kadar guzel yazmissin,ne guzel ve icten ifade etmissin kendini.Simdi cok vaktim yok,kisa tutucam o nedenle.Zaten bu tarafa geliyorsun,benim icin iyi bir haber bu,ama her seyin en iyisini diliyorum hakkinda. Dedigin gibi nerede ne yapiyor olursan ol burada seni seven ve iyiligin icin dua eden bir dostun var. Gorusmek uzere!" Sevgi

"Allah Ma'ak" Bulent

"Belki de bu farewelli yolladigin insanlarin icinde seninle en az zaman gecirmek durumunda olan bendim; ama beni ne kadar cok etkiledigini gercekten nasil anlatabilirim bilmiyorum.

Zaten bugunlerde asiri bir melankoli halim vardi, bu farewell beni dagitti resmen. Iki nedenden dolayi:

1) Son paragrafta bahsettigin, buraya ilk geldigin halini anlatmis olman... Kendimi 1 seneyi hemen hemen doldurmus olmama ragmen bazen (mesela bu sabah) hala ayni sekilde "a fish out of the sea" seklinde hissediyorum.

2) Gercekten .... hayatimi cok degistirdiniz. Her seye bakis acimi inanilmaz sekillendirdiniz. Bu kadar kisa surede nasil? Bilmiyorum; ama sanirim bunun sirri da sizde sakli:)

Uzun lafin kisasi (Cunku bir acilsam, gercekten sayfalarca yazarim....), seni gercekten hep ablam gibi hissettim ve boyle hissetmeye de devam edecegimi biliyorum.

Her sey icin tesekkur ederim.

Turkiye'de her seyin senin icin cok iyi olacagina eminim; cunku sen zaten en iyisini hakediyorsun ve bunun boyle oldugunu dusunen tek kisi de ben degilim.

Neyse... Hadi, yarin gorusuruz yaw!! Nasil bir moda girdim anlamadim:)))" Melda

My farewell Letter, dated back July 23, 2008

To some of you, this might come as a surprise. However, to the rest who happened to be in my closer circle and have seen the changes and shared with no reservation both happy and sad moments of my life, this was something expected, something which was waiting just at the edge of a door. Having lived here for ten years and shared with all of you beautiful memories, lots of laughter and cry, long/deep/silly/heart-to-heart talks, I am leaving this country in three weeks. This leave as everything else in Life is not something permanent or unchangeable because as we all know very well that the only thing in life that is Permanent is Change. Who knows, I might be back again in couple months or in a year or I might end up living in Europe again or somewhere in the world?

I believe we meet to depart and we depart so that we can meet again. Saying good bye is always very difficult as it usually inculcates in mind feelings of loss and sadness. However, good bye is not just a word of farewell but in fact a time to remember our good moments spent together. I may be far away from you for a while but the sweet memories we shared will always make me realize how much we care for each other. I stayed long enough to end up sharing a deep bond of love and attachment with each of you. I am not sad or happy as I see and accept the Happenings in my life AS IS. I fully embrace whatever life brings onto my path to enrich my journey. I never judge or get sullen over happenstances. And I do always hope for the best while letting the universe to take the driving seat for me especially when I feel like jumping off a cliff and do not exactly know where I will end up landing. Unfortunately or fortunately, every CHOICE we make with absolutely no clue about its possible consequences simultaneously forces us to give up on other things/choices in our lives. Nevertheless, we have to make that decision no matter what, have to live through it and MOVE ON.

This is a new chapter in my life and it will no doubt be different, will be full of new beginnings and excitements as well as challenges and hardships. I am already thrilled about this Big Change although I will terribly miss you all. And I know it will be very difficult to get over that particular feeling. However, I also know that we will always keep in touch and we will see each other whenever we can. I thank all of you who made my stay, my life here truly wonderful and fulfilling. As you were always with me when I felt like a fish out of sea during my very first years, as you guided me through with patience and boldly stepped forward by giving your hand to me when I needed most, as you wiped off my tears while giving me an unending hug and a shoulder wet with my tears, as you shared my sorrow as well as my happiness and celebrated my happiest moments, I know from the bottom of my heart that you will always be with me no matter where I am and who I am with. Thank you so much for making my time here the most memorable, fun, loving, amazing, endurable. My house and my heart on the other side of the Atlantic will always be open for you. It is said that when one door closes, another opens but often we look so long at the closed door that we don't see the one which has been opened for us. I will not look at the closed door anymore as I am already on the very verge of passing through the newly opened one in front of me.

I love you all.

"Don't be dismayed by good-byes. A farewell is necessary before you can meet again. And meeting again, after moments or lifetimes, is certain for those who are friends." Richard Bach

Life is the art of drawing without an eraser."John Christian

Salı, Ekim 07, 2008

Izmir'e Geri Geldim hatta Yerlesiyorum:)

Cok heyecanliyim. Evren gercekten bizlere istediklerimizi veriyor (mus). Hep Izmir'de yasamayi hayal ederdim. Ama benim icin bu sadece bir hayaldi. Amerika'dan donersem bir gun, yaptigim is geregi ya Istanbul'da ya da Ankara'da yasarim herhalde derdim kendime ama cevremdeki herkes bilirdi ne kadar cok Izmir'de yasamak istedigimi, Karsiyaka'da denize nazir guzel bir evde oturmak, annemlere yakin olmak, sikIldigimda Cesme'ye, Kusadasi'na, civar sayfiyelik yerlere kacmak istedigimi, annemle carsamba gunleri bostanli pazarina cikmak, arasira cok masum:) kahvealti dedi-kodulari yapmak, Reci's de aksam ustleri demli cay icmek, Konak Pier'den gun batimini seyretmek istedigimi. Bilirlerdi ne kadar Izmir'li, Karsiyaka'li olmakla gurur duydugumu ve bir gun evet bir gun donersem vatana koklerimin salindigi, filizlenip palazlandigim, anane, babaane, ve dedelerimin adalardan ve balkanlardan cikip Anadolu'da ilk ayak bastigi bu toprak parcasina donmek istedigimi. Dualarim kabul oldu, hayallerim gercek oldu. Evren benimle isbirligi yapti, hem de benden habersiz! Ve hersey o kadar guzel ve akil almaz bir sekilde denk geldi ki ben kendimi bir anda Izmir'de ise baslamak ve yerlesme planlari yapmak uzere buldum. Evet duyduk duymadik demeyin dostlar: Izmir'e yerlesiyorum.