Salı, Eylül 23, 2008

Bayram Oncesi

Turkiye'ye dondugumden beri cok hizli bir trafiktir gidiyor. Kas ve Fethiye macerasindan sonra Izmir, sonra yazlik evde dinlenme, konu komsu ziyaretleri, cocukluk arkadaslariyla yillar sonra biraraya gelme, hemen akabinde, daha bismillah bir dogru duzgun nefes alamamisken, Orhan Pamuk'un basladigim son kitabi Masumiyet Muzesini bile bitiremisken :-( paldir kuldur is gorusmesi icin Ankara'ya cagrilmam, orada Amerika'da tanistigim, su anda Kosk'te mohim:) bir posizyonda calisan arkadasimda kalma ve bol bol hasret giderme, hooop Izmir'e tekrar gelis, iki gun kaldiktan sonra hoooop Istanbul'a, bu kez, New York'ta once avukatim olan sonra yakin arkadasliga terfi eden misafirimi ve de Salvador Dali sergisini gormeye gitme, turistik gezmeler, yemeler-icmeler, sonra yine atla ucaga hoooop Antalya, bu kez misafirimi de koluma takip ablamin evine gocme...Bu aralar uc kafadarlar olarak Antalya'da sehrin altini ustunu getirmekle mesguluz: ben, ablam, veeee dogu ve bati yakasinin en hizli silah ceken New York'lu avukati:-) Soylemeyi unuttum: Yarindan sonra bayram icin yine yollara dusuyorum ben. Bu kez istikamet Izmir, ana-baba ocagi. Ver elini guzel mis kokulu anne yemekleri, deniz kenarinda basibos kopeklerle sabah yurusleri, palamut gibi kizarmis igdeleri buyuk bir zevkle agactan asirmalar, komsularla sabah kahveleri, balkonumuzda dunyada nadir yerlerde ve nadir guzellikte gorulecek gun batimlari esliginde aksam yemekleri ve Masumiyet Muzesi kitabindaki Kemal ve Fusun'un yarim biraktigim hikayesi.