Cumartesi, Temmuz 26, 2008

Vegas, Gunahlar Sehri




Su Vegas gezisinin uzerinden cok gecmeden gunlugume not dusmemde fayda var. Soyle ki Vegas kesinlikle gorulmesi gereken bir yer. Cok guzel oldugu icin degil, nevi sahsina munhasir oldugu icin. Yani kendi kategorisinde cok ilginc bir yer. Colun ortasinda mafya/kumar ikilisinin temellerini atmis oldugu yapay bir sehir. Guzel bir sisme bebek gibi, oldukca plastik. Yakinindaki golu bile "man-made" dusunun yani. Bir de baraji var. Havadan manzarasi super. Otellerin her biri bir digeriyle rekabet icinde: hangimiz daha buyuguz, daha orijinaliz, daha cok ve ilginc aktivitelerimiz var diye. Malum Vegas'ta en enteresan seylerden biri de otel gormek, gezmek, mimarisini incelemek, kumar oynamak (ki biz bu olaya hic takilmadik desem yalan olmaz, yandan kollu calisan aletlerde sanirim 5 dolar oynayip hepsini kaybetttik:)). Surekli bir insaat hali devam ediyor ve otel uzerine otel yapiliyor. Gunduz, siradan, gittigimiz mevsim sebebiyle betonun bile neredeyse eriyecegi kadar sicak olan, renksiz, dokusuz, siradan Vegas, gece birden bire kulkedisi Sinderella gibi degisime ugrayip isiltili ve goz kamastirici bir prensese donusuyor. Vegas'ta hayat gece basliyor. Insanlar akiyor heryerden. Her yerde showlar, danslar, sabaha kadar kumar, icki, eminim uyusturucu partileri, yuzlerce restorant, yuzlerce limuzin ve taksi. Vegas'in isiltili ve gorkemli otel isiklarinin icinde akip giden yuzlerce isiltili, dekolteli, parfumlu kadinlar ve smokinli, purolu adamlar...Bosuna gunahlar sehri dememisler Vegas icin:) Limuzinler o kadar cok ki neredeyse amme hizmeti veriyorlar. Bir kac kisi biraraya gelerek otellerine ya da havaalanina gitmek icin bile limuzin kiralayabiliyor. Yemek yemeyi seviyorsaniz muhtesem restorantlar var. Biz Vegas'in en iyi deniz urunleri buffet'si odulunu senelerdir kimseye kaptirmamis olan Rio otel'de bir aksam acik bufeye gittik ve tek kelimeyle muhtesemdi. Bir de Paris otelinin brunch'i super. Tabi ki oraya kadar gitmisken M@M'in satis magazasina girmeden, cikolatalarindan tatmadan da gelmedik:) Otel otel gezdik o sicaklarda, double-decker otobusler cok seyrek gecmeye baslayinca taksi ile ulasimimizi sagladik. Alisveris yaptik otel gezmekten sikilinca. Aksamlari show izledik. Izledigimiz en muhtesem show dunyaca unlu Cirque du Soleil'in KA isimli show'u oldu ki onu anlatmak icin basli basina ayri bir yazi gerekir. Tek kelimeyle muhtesemdi ve su kadar diyebilirim: Olmeden once mutlaka bir Cirque du Soleil show'u gormelisiniz, yoksa gozunuz acik gider. Bu kadar kesin ve net soyleyebilirim.

Vegas'a kadar gelmisken Grand Canyon'a gitmemek olmazdi. Bu yan gezinin en eglenceli ve guzel olan kismi tek motorlu 4 kisilik Cessna ile Vegas'in, Boulder City'nin, Lake Mead ve Hoover Dam'in uzerinden kus gibi suzulerek ucmak ve muhtesem manzaralari seyretmekti. Grand Canyon havadan gorulmesi bir yer kesinlikle, cunku goz hizasinda o etkiyi ve buyulenmeyi yasayamiyorsunuz maalesef. Eger giderseniz bir gun, mutlaka paraya kiyip Cessna ya da helikopter ile suzulun derim ben vadinin uzerinden. Kanyon'a ayak basar basmaz otobusler sizi iki manzara noktasina goturuyor. Oralarda fotograf cekiyorsunuz. Vadinin kartalini goruyorsunuz. Bir de Skywalk denen yeni bir attraction var, isterseniz onu deniyorsunuz. Vadinin bir kenarindan bosugun uzerine acilan ve alti cam olan bir koridor bu. Ama reklami yapildigi kadar ilginc degil bence, hatta para tuzagi bile diyebilirim. Fotograf makinelerinizi almaniza izin vermiyorlar, cunku kendileri cekip size tanesini 30 dolardan satmak istiyorlar sonradan. Bu arada komik ve aci olan, etrafa, bir kac yere gostermelik yapay kizilderili cadiri koyup araya da birkac kokleriyle-artik-hicbir-bagi-kalmamis kizilderili serpistirip iste bu vadi aslinda kizilderililerin aslen, bu da bizim kulturumuz diyerek herseye tamamen ticari bir kilif giydirmis olmalari. Kapitalizm kokuyor buram buram heryer. Ve orada calisan kizilderililer aksam isleri bittiginde 60 mil uzakta oturduklari, isitmali, televizyonlu, elektrikli, modern evlerine nasil doneceklerini kara kara dusunuyor ve muhtemelen 'ah su salak turistler bir an once fotograflarini cekseler, bu arada benden de, carsi pazardan hazir aldigim ama geleneksel susu verdigim su taki/boncuklarimdan alsalar" diye soyleniyordur icinden. O kadar mutsuz gorunuyorlar ki insan dusunmeden edemiyor nasil herseyin icine bu kadar etmis olabiliriz diye. Atalari kimbilir kutsal topraklar dedikleri o vadilerde neler yasadilar? Kapitalist Amerikanin bizlere, dagitip, bozup, sonra kendince susleyip pusleyip pazarladigi bu topraklarda eminim cok farkli seylere, enerjilere, mutluluk ve huzunlere tanik oldular. Bize de isin pacoz haline donmus kismini gorup bir kac anlamsiz fotograf cekmek kaldi.

Cuma, Temmuz 25, 2008

Sosyal Guvenlik Cilesi

ABD'de yasayanlar bilir. Iki yer kok sokturur burada adama. Biri DMV (Department of Motor Vehicle) digeri de Social Security Office. Bugun, TR'ye donusum sebebiyle maalesef isim SSO'e dusunce cile bulbulum cile dedim. Kapidaki guvenlik gorevlisinden calisanlarina kadar herkesin suratinin asik, hayattan bezmis halleri, cogunun Afrika-Amerika kokenli olusu, isinizi yapmamak icin adeta kendi aralarinda olusturmus olduklari bir nevi guc bende-Voltran tavirlari ve korkunc sIkici, ozensiz bekleme salonlarinin agir basan havasi uzerine bir de sizin her hareketinizi kontrol eden ve adeta sustali maymuncasinizca size oturma-kalkma, onu bunu yapma komutlari veren guvenlik gorevlisi eklenince iskenceniz ikiye, uce katlaniyor.

Girer girmez bana once yanlis numarayi aldirip tam uc saatimi yiyen guvenlik gorevlisi herkesin herseyine burnunu sokarak bugun gorevini en iyi sekilde yapmis olmanin gururuyla su anda evinde oturmus, televizyon karsisinda mutlu, mesut uzerine extra sivi margarin dokulmus patlamis misirindan atistiriyordur herhalde. Bekleme salonundaki bugunku yasaklar soyleydi: oturduktan sonra ayaklari rahatlatmak icin ayaga kalkilip salon icinde sorti atmak yasak, bebeklerin gerekli gereksiz aglamalari yasak (anne susturmak zorunda), eger benim gibi sIkildiysaniz ve yaninizda okuyacak hicbirseyiniz yoksa (ki bu cok buyuk bir hata, cunku bekleme suresi o kadar uzun ki O. Pamuk'un Kara Kitap'ini bitirebilirsiniz) cantanizi kurcalarken gozunuze ilismis olan ojenizle daha yeni manikurden cikmis tirnaklarinizi boyamak yasak (bir suru insanin nefesinin, ter kokularinin ve bebek kusmugunun karistigi salonda bulunanlari ojenin kokusu baskin gelerek rahatsiz edebilirmis!!), sonra telefonda konusmak yasak, calisanlari izlemek ve onlari dinliyormus gibi gorunmek yasak... yasak da yasak... bir ara birinin biraktigi gazetedeki sudoku'yu cozerken acaba bulmaca da cozmek yasak mi diye gecirdim icimden. Allah'tan o yasak degilmis:)

Amerikalilarin ozel hayata saygisini anliyorum. Ama bazi durumlarda cok abarttiklari da bir gercek. Genelde eger birine cok yakin geciyorsaniz degmeseniz bile ozur dilemek zorundasiniz, her durumda her an "excuse me, I am sorry" demeye alisik olmalisiniz da simdi benim ojemin kime zarari vardi bugun Allah askina???

Çarşamba, Temmuz 16, 2008

Is it better to have loved and lost than never have loved at all?

Is it better
To have loved and lost,
Than never to have loved at all?
I wonder (I wonder),
I wonder (I wonder),
As my lonely teardrops fall.

Is it better
To have kissed and lost,
Than never to have felt the glow?
I wonder (I wonder),
I wonder (I wonder),
Then why do I miss you so?

Only those who've lost at love
Would know how a heart can cry.
And they would know the meaning of
Hearing a last goodbye.

Is it better
To have loved and lost,
Than never had my dream come true?
I wonder (I wonder),
I wonder (I wonder),
Cause I'm still in love with you.

I wonder (I wonder),
I wonder (I wonder),
Cause I'm still in love with you.

Pazartesi, Temmuz 14, 2008

Ikinci hafta...

Gectigimiz hafta da bayagi bir kosusturmaca, is-toparlanma-yoga ucgeni arasinda gecti. Dun, yani Pazar gunu, ablamin dogumgunuydu. Kutlamayi Cumartesi gunu yapmaya karar verdik. O aksam benim yogadan bir kac arkadasim ve buyukelcilikten diplomat bir arkadasimizla G.town'da yeni acilan Bodega isimli ispanyol tapas bar/lounge'a gittik. Yemekler gayet iyiydi. Bol bol sangria ictik, gulduk, eglendik. Yemegin sonunda ablam leziz bir cikolatali pasta dilimi uzerinde mum ufleyip dileklerini bile diledi:) Oradan ciktiktan sonra once Rumors adli yas ortalamasinin bayagi 'genc' oldugu bir bara, orada cok fazla kalmayip sonrasinda fly isimli cok hos, nihayet bizim yaslarimizdaki 'genc' lerin takildigi bir bara gittik. Bayagi bir dans ettik ve eglendik. Sabaha karsi eve geldik desem sasirmazsiniz herhalde:)

Pazar gunu azimle erkenden uyanip (saat 7 civari) Eastern Market'e gittik. Burada simdi anlatamayacagim komik bir tecrube yasadik. Bol bol gulduk abla-kardes! Ogleden sonra eve gelip yorgunluktan dilimiz bir karis disari cikmis vaziyette kendimizi evde bir guzel istirahate cektik.

Bu aksam iki gundur gidemedigimiz yoga dersimize gittik. Ve kucuk bir servet bayilip mini ucak ile once havadan sonrasinda da karadan gerceklestirecegimiz, ayrica gecen senenin Mart ayinda acilmis olan Skywalk uzerinde de insallah tirsmadan!! yuruyecegimiz Grand Canyon turumuzu rezerve ettirdik:) Ikimiz de cok heyecanliyiz. Viva Las Vegas!!!

Pazar, Temmuz 06, 2008

Ablamla ilk zamanlar....

Daha bir hafta bile olmadi ablam geleli. Ama ben sanki hep o buradaymis, sanki aylarca beraber zaman gecirmis gibi hissediyorum. Ilginc bir his, anlamlandiramadim.

Gectigimiz Sali ablami h.alanindan aldim. O zamandan bu zamana neler yaptik:

* Ablamin jet lag olayini atlatmaya calistik (bol bol koyu filtre/Turk kahve, zamansiz uykularin onune gecme, butun gun yorulup aksam makul bir saatte yataga girme)

* Yogaya beraber gitmeye basladik. Cok keyif aldigini ve Bikram yoganin hic boyle bir sey oldugunu tahmin BILE etmedigini soyledi. Dun geceki hangover'dan sonra bu sabah kalkip gidemeyince sizlanip: "Yarin mutlaka gidelim ama" bile demeye basladi:) Sicaga da gayet iyi tahammul dogrusu (Hatirlatayim: Studyo sicakligi 40 celcius derece. Warning!!!:))

* Iki kez alisverise ciktik. Ben donuyorum diye Turkiye'ye goturmek istedigim bir kac mutfak malzemesi, tabi ki ayakkabi, o da gozluk, terlik, kozmetik, mutfak aksesuarlari vesaire aldi. Victoria's Secret indimi bitmis:( Oradan maalesef bir sey alamadik.

* Cumartesi aksami arkadasimin dogumgunu partisine gittik. Superdi! Gunesi dogurup sabah 6'da eve girdik. Once kaldigi apartmanin Party room'unda, sonra da Marwin adli guzel bir barda takildik. Dans, dans, dans...Sonrasinda bir baska arkadasin evinde saraba devam, ve sohbet, sohbet, sohbet...

* Bugun Eastern Market'e gittik. Soyle bir goz attik bit pazarina, meyve/sebze pazarina. Eve gelip sonrasinda kendimizi havuza attik. Bu aralar DC cok ama cok sicak, cok nemli ve surekli hava kapali. Mutemadiyen yagmur yagiyor. Vicik vicik nemli hava da, disari cikinca insan da ne sac ne makyaj ne de kuru kiyafet kaliyor:((

* Gectigimiz Cuma Amerika'nin bagimsizlik gunu idi. Hava yine yagmurluydu. Davetli oldugumuz havuz basi barbeku partisine gidip gitmemekte once tereddut yasadik ancak sonra evde kos kos oturmak istemedik. Ve yagmura ragmen DC'nin tum manzarasina hakim apartmanin cati katindaki partiye gittik. Ciseleyen yamgur altinda, gorkemli Washington Monument'inin hemen uzerinde, gokyuzunu rengarenk isiltadan, yildizli, renkli, coskulu hava fisek gosterilerini izledik. Donerken yolda kaybolduk ve kendimizi birden zenci mahallelerinin icerisinde bulduk. O kadar guzel egleniyorlardi ki "acaba yanlis partiye mi katildik:)?" dedik birbirimize. Bu arada ablamda acayip bir African-American hayranligi aldi basini gidiyor. Ne hikmetse!! Yakinda kendisini zenci ilan edecekmis:)) Hisler karsilikli diyebiliriz cunku ablamda latin hatun goruntusu oldugu icin zenciler de ona bayagi bir ilgi gosteriyor. Beraber disari cikinca ilgi odagi nedense hep o oluyor!

* Gecen hafta bayagi bir zaman kafayi, hangi rotadan gidelim, hangi otelde kac gun kalalim, hangi show'a gidelim, nasil bir Grand Canyon turu alalim sorunsallariyla yedikten sonra nihayet biletlerimizi, otelimizi, showlarimizi, turlarimizi ayarladik. Bundan sonraki haftasonu Vegas'a gidiyoruz. Bekle bizi Las Vegas, geliyoruuuuuuuuuuuuuuz.