Cumartesi, Haziran 30, 2007

Cuma, Haziran 29, 2007

ey uzak akrabalarım
üvey aşklarım
mevsimsonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
gece telefonları, ıssız konuşmalar
mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
bırakılmış mektuplar
ve yurdumun her karış toprağında tefrika edilen karanlık
ey hayatıma giren ve çıkanlar
uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey!

o kadar çok anlattım ki
kendime kaldım anlatmaktan
bunaldım kendiyle boğuşmasını
başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan, ofset (duyarlıklardan,
çeyrek aydınlanmalardan, bunalım tüccarlarından, türkçe sözlü azgelişmişlik aranjmanlarından) usandım artık
kaç zamandır bir ermiş dinginliği havalandırıyor dizelerime açılan pencereleri,
durup bakıyorum akşam sularında zaman kavramlarına, zamanı düşünüyorum; koyuluyorum
anlamını yitiriyor "şimdiki zaman"ın boşyücelikleri, tarihin unutkan sayfalarındaki mürekkep lekeleri
işimin başına dönüyorum içimde ıssız bir gönül erinci


kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
"içtenliğin" ya da "dünya görüşünün" kirletmediği...

Murathan Mungan

Radiating Love


"Practise love. Sitting alone in your room, be loving. Radiate love. Fill the whole room with your love energy. Feel vibrating with a new frequency, feel swaying as if you are in the ocean of love. Create vibrations of love energy around you. And you will start feeling immediately that something is happening -- something in your aura is changing, something around your body is changing; a warmth is arising around your body... a warmth like deep orgasm. You are becoming more alive. Something like sleep is disappearing. Something like awareness is arising. Sway into this ocean. Dance, sing, and let your whole room be filled with love.

In the beginning it feels very weird. When for the first time you can fill your room with love energy, your own energy, which goes on falling and rebouncing on you and makes you so happy, one starts feeling, 'Am I hypnotising myself? Am I deluded? What is happening?' Because you have always thought that love comes from somebody else. A mother is needed to love you, a father, a brother, a husband, a wife, a child -- but somebody.

Love that depends on somebody is a poor love. Love that is created within you, love that you create out of your own being, is real energy. Then move anywhere with that ocean surrounding you and you will feel that everybody who comes close to you is suddenly under a different kind of energy.

People will look at you with more open eyes. You will be passing them and they will feel that a breeze of some unknown energy has passed them; they will feel fresher. Hold somebody's hand and his whole body will start throbbing. Just be close to somebody and that man will start feeling very happy for no reason at all. You can watch it. Then you are becoming ready to share. Then find a lover, then find a right receptivity for you."

Osho, the Orange Book

Cumartesi, Haziran 23, 2007

Donus...

Gecen haftasonu Yarmouth'daydik. Kucucuk, harika bir yer. Cok keyifliydi. Uzun uzun yazicam DC'ye donunce. Nihayet yarin evime geri donuyorum 5 hafta ayriliktan sonra. Fotograflari cok yakinda siteye koyacagim. Iyi haftasonlari...

Cuma, Haziran 15, 2007

Boncuk...


Victoria Park, Dutchman Cheese Farm, few pictures from Nova Scotia


Salı, Haziran 12, 2007

Bleeding Heart....

Bu cicegi, gecen Pazar gunu gittigimiz seradaki ciceklerin arasinda gordugumde uzerindeki su damlacikli kalplerin dekoratif boncuklar oldugunu sanmistim. Inanmasi cok guctu, cunku bu kadar guzel, kusursuz, narin, zarif kalpler olsa olsa yapay olabilirdi. Yanilmisim!!! Bunlar hayatimda ilk kez gordugum bir bitkinin muhtesem guzellikteki cicekleri, yani doganin bir baska mucizesi. Ismi ne dersiniz? Aglayan kalpler... Hicbirimizin kalplerinin aglamamasi, hep gulmesi dilegimle. Iyi haftalar.

Perşembe, Haziran 07, 2007

Kocalar nasil pisirilir?

Kocalarin çogu pisirilme sürecinde yanlis islem gördüklerinden yumusakliklarini ve iyi niteliklerini kaybederek bozulurlar. Gerçek odur ki, bazi kadinlar onlari sicak suda hasliyarak, bazilari ilgisizlikleriyle dondurarak, bazilarida basip, ezip tursusunu kurarak ve yine kimileri de savurganca harcayarak bozulmalarina neden olurlar.

Özenilerek hazirlanan her kocanin iyi ve yumusak olacagi söylenemez. Ancak iyi pisirilenin gerçekten tadina doyum olmaz. Koca seçiminde ne lüferin alimindaki gümüs piriltisi, ne barbunyanin altin yaldiz görünümü geçerlidir. Bunun için çarsi pazar dolasmaya da gerek yoktur. Genellikle en iyileri kapinizin önüne gelenlerdir.

Begeninin kisisel oldugunu düsünerek koca seçimini yalnizca kendiniz yapiniz. Kendinizi sabirla pisiremeyecekseniz almaktan vazgeçiniz.

Kocayi pisirmek için en iyisi porselen bir kap ise de, elinizde toprakçanaktan baskasi yoksa özenle kullanildiginda ayni isi görebilir.
Kocalar da karides ve istakoz gibi canli pisirilirler. Bazen piserken tencerenin disina tasip yanabilir yada kenarlari sertleserek kabuk tutabilirler. Onlari tencerelerinde tutmak için görev duygusu adli zayif iplikten çok huzur adli saglam sicimle sıkı sıkıya baglanmalidir.

Sevgi, sicaklik ve neseden olusan sürekli bir ates yakilir. Kisiliginde uygun bir isiya ayarlanarak atese oturtulur. Köpürerek tasmasi halinde kaygilanilmamalidir. Pek çogu iyice pisinceye kadar sik sik köpürebilir.
Özellikle sirke ve karabiber yerine taticilarin öpücük adi altinda sattiklari sekerden biraz konulabilir. Tadina bakarken hosgörü, iyimserlik ve nese benzeri baharatdan birer tutam katmaniz önerilir.

Ancak bunlar diger baharatlar gibi azar azar ve dikkatlice kullanilmalidir. Yumusakligini kontrol ederken sertlesmesinden kaçinilmalidir. Fazla yayilmasini ve kabin dibine oturarak ise yaramaz hale gelmesini önlemek için arada bir hafifçe karistirilmalidir. Kivama geldigini anlamamak olanaksizdir.

Böyle pisirildigi zaman size çok uygun ve sindirilmesi kolay olacaktir. Dikkatsizlik nedeniyle ev atesini sogutmazsaniz, bozulmadan istediginiz süre dayanir. Bu yolda hazirlanmis koca mutlu bir ömür boyunca tadini korur!

(Bu yazi 1800 yillarinda basilmis bir yemek kitabinin ön sözünden alinmis.)

Cumartesi, Haziran 02, 2007

Vizem

Uzun zaman oldu blogumu guncellemeyeli. Ama oradan oraya kosturmaktan pek firsat bulamadim. Bu aralar evimden uzaktayim, ne zaman donecegim de belli degil. Canada'da vize islemlerimin sonuclanmasini bekliyorum. Biraz can sikici tabi bu kadar uzun zaman almasi ve belirsiz kalmasi. Ne zaman donecegim belli olmadigi icin tum hesaplarimi, kira odememi buradan online yapmaya calisiyorum. Telefonlarim ve cable servisim iptal. Bruksel'den hala haber beklemekteyim. Eger mulakat icin cagirirlarsa nasil gidecegim diye kara kara dusunmekteyim. Zira buraya iki jean ve iki t-shirt ile geldim cok az kalir geri donerim diye ama isler oyle gelismedi. Neyse, her seyde bir hayir vardir. Ben de buralara yeni yeni gelmeye baslayan "bahar" gunlerinin tadini cikarmaya calisiyor, sehrin icindeki Victoria Park'ta her gun yuruyusler yapiyor, yeni kameram ile cekimler yapiyorum. Boncuk ile zaman gecirmek de cok keyifli. Kisirlastirildiktan sonra bayagi uslanmis ve cok sevimli olmus. Gecen haftasonu idrar yollari hastalandigi icin ona hergun antibiyotigini ben veriyorum. Tabi biraz tricky cunku yumusak keci peynirinden peynir toplari yapip icine de ilaci sakliyorum ancak oyle kandirabiliyorum kendisini. Turkiye gezisi hala belirsiz. Buyuk olasilikla Temmuz'da oradayim.